Gazeteci abimiz Kadir Koç’un yeni yazısında Bora Balcıoğlu’nun yalnız kaldığını yazmış. Bazı konularda onunla hemfikirim. Koç, “Örneğin; Bora Balcıoğlu’nun arkasında bir Hasan Solak yok, bir Bülent Didinmez yok. Şöyle geriye gidersek, Işıklar dönemindeki bir Zafer Ercan, bir Ayhan Otlatıcı yok; en önemlisi de Balcıoğlu’nun arkasında bir ‘Bora Balcıoğlu’ daha yok. Daha da eskiye inersek, bir Metin Karakaş da yok.” demiş ve yazısını şöyle bitirmiş:
“Benim inancım tam: Sayın Balcıoğlu önümüzdeki üç yılda; ekonomisi, ticareti, kültürü, sporu ve özellikle turizm önceliğiyle Silivri’yi İstanbul’un parlayan yıldızı hâline getirecektir. Balcıoğlu’nda bu inanç ve azim fazlasıyla mevcut. Fakat burada yapması gereken hayati bir hamle var: Acilen kendine yeni bir ‘Bora Balcıoğlu’ ve yeni bir ‘Metin Karakaş’ bulması gerekiyor. Yanına bu ağırlıkta isimleri yerleştirdiği anda, Bora Balcıoğlu’nu Silivri yolunda kimse durduramaz.”
Yalnız, meclis üyelerinin de görevlerinin farkına varması gerekir. Meclis üyeliği, başkanın sahadaki gözü, kulağı ve dili olmalıdır. CHP’nin yeni bir isim aramasına gerek yok; partinin kendi içinde, daha önce meclis üyeliği yapmış ve halkta karşılığı olan çok sayıda eski başkan adayı zaten var. Bu isimlerden biri mutlaka Balcıoğlu’nun yanında konumlandırılmalıdır.
Bugün CHP Silivri örgütü bütün enerjisini siyasi tutsaklara harcamamalı. Bora Balcıoğlu ve CHP Silivri İlçe Başkanı; meclis üyelerine ve parti yönetim kurulundaki herkese görev vermeli ve her ayın sonunda yapılan toplantılarda neler yapılıp neler yapılmadığını sorgulamalıdır. Sosyal medyada öyle paylaşımlar oluyor ki hiçbir CHP’li cevap yazmıyor. Bu sadece Bora Balcıoğlu için değil, diğer partili arkadaşları için de geçerli. Akla hayale gelmeyecek iddialar yazılıyor ve buna kimse cevap vermiyor. Belki “Buna kimse inanmaz.” denebilir ama İsmet İnönü’nün asker kaçağı olduğuna bile inanıldı. “Uzaya duble yol yapıldı.” dersek inanacak insanlar var denildi.
Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük mimarı olarak bilinir. Ancak ustalığını kanıtlayan bir hikâye vardır ki bu hikâye, imajın ve önyargının nasıl bir güce sahip olduğunu anlatan ders niteliğindedir.
Selimiye Camii’nin inşaatı tamamlandıktan sonra bir çocuk “Minare eğri, minare eğri!” diye bağırır. Halk, her ne kadar “Yok canım, değil.” dese de birkaç dakika sonra kulaktan kulağa “Aa, evet, minare gerçekten eğri.” fısıldamaları duyulur. Bunun üzerine Mimar Sinan, çocuğu çağırır ve sorar: “Hangi minare eğri?” Çocuk da “Sağdaki minare.” der ve ekler: “İşçiler şimdi halatı çekerek minareyi düzeltecekler. Minare düzelince sen ‘tamam’ diyerek bizleri uyar.”
İşçiler halatı çekmeye başlarlar ve biraz zaman geçtikten sonra küçük çocuk “Tamam, düzeldi!” diye bağırır. Ustalar bu olaya anlam veremeyince, Mimar Sinan ustalara dönerek şöyle der: “Halatla bir şeyin düzelmeyeceğini ben de biliyorum ama bu küçük çocuğun kafasındaki minarenin eğriliğini düzeltmeseydik, çocuk caminin yanından her geçerken güzelliğini görmeyecek, kafasındaki eğri minareyi görecekti. Önlem alınmazsa, dedikodular aslı astarı olmasa bile iz bırakır. Böylece caminin adı da ‘eğri minareli cami’ olarak yayılacaktı.”
Burada iş CHP ilçe yönetimine düşüyor. Günümüzün dijital çağında sosyal medyanın önemini bilmeleri lazım. Partinin bir sosyal medya birimi ve ekibi olması gerekir. Ayda bir STK’larla toplantı yapılması, mahalle başkanlarının aktif hâle getirilmesi gerekir. Mahalle sorumluları sadece seçim zamanında değil, her zaman ilçe başkanı ile irtibat hâlinde olmalıdır.
Bakın, Maviyelken’den bir paylaşım var, aynen şöyle diyor:
“Saygıdeğer Semizkumlar halkı,
Bugün bir kez daha hepimizin şahit olduğu, rahmetli komşumuz Nihat kardeşimizin cenazesindeyiz. Gidecek, sığınacak bir yerimizin olmaması hepimizi derinden üzüyor. Bugün baktığımızda, değil Silivri’de, Türkiye’nin hemen hemen her yerinde ve her mahallede bir taziye evi bulunmaktadır. Biz Semizkumlar halkı ise hâlâ çadırlarda ve sokaklarda taziyemizi gidermekteyiz.
Bundan bir buçuk sene öncesinde Bora Başkan bize söz verdi: ‘Bir hafta içinde size yer tahsis edeceğim.’ dedi. Ancak o söz sadece o an koltukta kaldı. Sonraki süreçlerde defalarca randevu talebinde bulunduk fakat tenezzül edip bize bir randevu bile vermedi. Hatta kaç kere aradım, cevap bile vermedi. Yani anlayacağınız, Bora Bey’den de bize bir fayda olamaz.”
Bu yazıyı bir CHP’li görmeli ve ilçe başkanına bildirmeli; böyle bir sorun çözülmelidir. Sonuçta sorumluluk belediye başkanında olduğu kadar ilçe başkanındadır da. Çünkü herkes “CHP’li belediye” diyor.
Eğer CHP veya Bora Balcıoğlu üç dönem daha iktidarda olmak istiyorsa, bir ekip kurmalı, toplumun her kesimine ulaşmalı ve sorunlarını çözebilmeli; çözemediği sorunun nedenini belirtmelidirler.









































