Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl dünya genelinde yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulurken, 10 milyona yakın kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise her 5 kadından ya da erkekten biri yaşamı boyunca kansere yakalanıyor; her 12 kadından biri ve her 9 erkekten biri kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor.
Uzmanlar, kanserle mücadelede en etkili yöntemin erken teşhis olduğuna dikkat çekiyor. Central Hospital uzmanları, düzenli sağlık kontrolleri ve vücudu dinlemenin, kanseri korkulacak bir hastalık olmaktan çıkararak yönetilebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorununa dönüştürdüğünü vurguluyor.
Kanserde asıl risk geç kalmak
04 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında açıklamalarda bulunan uzmanlar, kanserde asıl riskin hastalığın kendisi değil, geç kalınmış kontroller olduğuna dikkat çekiyor. Birçok kanser türü erken evrede belirti vermeden ilerleyebiliyor. Ancak zamanında fark edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek oranlara ulaşıyor. Central Hospital uzmanları; meme kanseri, sindirim sistemi kanserleri ve prostat kanserinde erken tanının hayat kurtarıcı rolüne vurgu yapıyor.
Meme kanserinde bir kontrol, bir hayat demek
Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri, çoğu zaman ağrıya neden olmadan ilerleyebiliyor. Her 8 kadından biri yaşamının bir döneminde meme kanseri riskiyle karşı karşıya kalırken, erken teşhis edilen vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek seviyelere ulaşıyor.
Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayça Özgürel Bozkurt, kadınların kendi vücutlarını tanımasının ve düzenli kontrollerini ihmal etmemesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Dr. Bozkurt, her kadının ayda yalnızca 5 dakikasını ayırarak kendi kendine meme muayenesi yapması gerektiğini vurguluyor. Memede ele gelen sertlik, şekil değişikliği, ciltte kızarıklık, çekilme ya da akıntı gibi belirtilerin mutlaka bir uzmana başvurmayı gerektirdiğini ifade eden Bozkurt, özellikle 40 yaşından sonra düzenli mamografi kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
“Ertelemek riski büyütür, erken davranmak hayatı korur” diyen Dr. Bozkurt, erken tanı sayesinde kadınların yaşamlarına sağlıklı şekilde devam edebildiklerini belirtiyor.
Sindirim sistemi kanserlerinde ameliyatsız tedavi imkânı
Erken tanının büyük önem taşıdığı bir diğer alan ise sindirim sistemi kanserleri. Tıptaki teknolojik gelişmeler sayesinde, sindirim sistemi hastalıkları ve erken evre kanserlerin önemli bir bölümü artık ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebiliyor.
Central Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sait Buğdacı, ileri endoskopik yöntemlerin sindirim sistemi kanserlerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD), Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR), Peroral Endoskopik Miyotomi (POEM) ve ERCP gibi modern yöntemlerle erken evre kanserli dokuların endoskopik olarak çıkarılabildiğini ifade eden Prof. Dr. Buğdacı, özellikle ESD yöntemi sayesinde yemek borusu, mide ve bağırsaklarda erken evrede tespit edilen lezyonların ameliyatsız şekilde temizlenebildiğini söylüyor. Bu yöntemlerin hastalara daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme süreci sunduğunu vurguluyor.
Her 8 erkekten biri risk altında
Dünya genelinde her yıl bir milyondan fazla erkeğe prostat kanseri teşhisi konuluyor. Türkiye’de ise erkeklerde en sık görülen kanser türleri arasında akciğer ve prostat kanseri yer alıyor. Günümüzde her 8 erkekten birinin prostat kanseri riski taşıdığına dikkat çekiliyor.
Central Hospital Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Topuz, prostatın 45 yaşından sonra büyümeye başladığını ve yaş ilerledikçe riskin arttığını belirtiyor. Ailesinde prostat hastalığı öyküsü bulunan erkeklerin 6 ayda bir PSA testi yaptırması gerektiğini vurgulayan Topuz, kesin tanının biyopsi ile konulduğunu ifade ediyor. Günümüzde açık ameliyatların yerini büyük ölçüde kapalı ve lazer yöntemlerin aldığını söyleyen Doç. Dr. Topuz, “Lazer prostat ameliyatlarıyla hastalar çoğu zaman bir gün içinde taburcu ediliyor ve yaklaşık bir haftada günlük yaşamlarına dönebiliyor” dedi.
Uzmanlar, düzenli taramaların ve erken tanının kanserle mücadelede en güçlü silah olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.







































