“Yaramaz” ya da “Tembel” Değil: DEHB Nörogelişimsel Bir Farklılık

0
1

Toplumda “yaramaz”, “tembel” ya da “isterse yapar” gibi ifadelerle etiketlenen pek çok çocuk ve yetişkinin aslında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile mücadele ettiği belirtiliyor. Son yıllarda artan farkındalık sayesinde daha sık tanı alan bu durumun, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde çocukların yüzde 5–7’sini, yetişkinlerin ise yüzde 2,5–5’ini etkilediği biliniyor.

DEHB’nin bir irade ya da zekâ sorunu olmadığını vurgulayan Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu, bu durumun beynin “yönetici işlevlerinden” sorumlu bölgelerini etkileyen nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu söyledi. Eroğlu, “Beyin kendi kendini düzenleme kapasitesine sahip bir organdır. Bu nedenle Avrupa’da yaygın olarak kullanılan nöro geri bildirim gibi tamamlayıcı yöntemler, DEHB’nin yönetiminde destekleyici bir rol üstlenebiliyor” dedi.

Beynin Yönetim Mekanizması Farklı Çalışıyor

DEHB’nin, beyindeki dopamin ve norepinefrin dengesizliklerinin ön frontal korteksin işleyişini etkilemesiyle ortaya çıktığını belirten uzmanlar, bu durumun beynin “başla”, “dur” ve “sıraya koy” komutlarını veren mekanizmasının farklı çalışmasına neden olduğunu ifade ediyor.

Çocukluk döneminde kontrol altına alınamayan dürtüselliğin; ilerleyen yaşlarda trafik kazaları, madde bağımlılığı eğilimi ve finansal yönetim sorunları gibi ciddi riskleri beraberinde getirebildiği belirtiliyor. Dinleme ve organizasyon güçlüğü ise bireylerin sosyal ilişkilerinde kopmalara yol açabiliyor.

Nitekim 2015 yılında The Lancet’te yayımlanan kapsamlı bir araştırma, tedavi edilmeyen DEHB’nin özellikle yetişkinlikte tanı alan bireylerde kaza ve benzeri dışsal nedenlere bağlı ölüm riskini artırdığını ortaya koydu. Aynı çalışma, erken müdahale ve doğru bir yönetim süreciyle bu risklerin önemli ölçüde azaltılabildiğini de gösterdi.

“Bu Kişiler Tembel Değil”

Toplumda DEHB’li bireylerin hâlâ ‘disiplinsiz’, ‘saygısız’ ya da ‘tembel’ gibi etiketlerle tanımlandığına dikkat çeken Dr. Günet Eroğlu, “Oysa DEHB bir zekâ sorunu değildir. Bu kişiler, kendilerine uygun eğitim yaklaşımları ve öğrenme stratejileriyle desteklendiklerinde akademik olarak akranlarını yakalayabildikleri gibi çoğu zaman onların önüne de geçebiliyor” ifadelerini kullandı.

Eroğlu, DEHB’li birçok çocuğun ortalamanın üzerinde yaratıcılığa ve ilgisini çeken konularda uzun süre yoğunlaşabildiği ‘hiper-odaklanma’ becerisine sahip olduğunu vurgulayarak, “Çocuğun bunu bilerek yapmadığını bilmemiz gerekiyor. DEHB en sık çocuklukta tanı alsa da, doğru destek sağlanmadığında belirtiler yetişkinlikte de devam ederek sosyal ve profesyonel yaşamı ciddi biçimde etkileyebiliyor” dedi.

DEHB’ye Teknolojik Destek

Uzun yıllar boyunca dikkatini sürdürmekte zorlanan ve yerinde duramayan çocukların halk arasında ‘yaramaz’ olarak tanımlandığını belirten Eroğlu, bu yaklaşımın sorunun üzerini örttüğünü dile getirdi. Artan farkındalık ve teknolojik gelişmelerle birlikte DEHB’ye bakışın değiştiğini ifade eden Eroğlu, tanı ve tedavi sürecini destekleyen yeni yöntemlerin öne çıktığını söyledi.

Bu yöntemlerden birinin nöro geri bildirim olduğunu belirten Eroğlu, “Beynin elektriksel aktivitesi EEG aracılığıyla gerçek zamanlı ölçülüyor ve bu veriler kişiye oyunlar ya da animasyonlar üzerinden geri bildirim olarak sunuluyor. Amaç, dikkatle ilişkili beyin dalgalarını güçlendirmek ve dürtüsellik ile ilişkili dalgaları dengelemek” dedi.

Avrupa’da özellikle Almanya, İsviçre ve Hollanda’da yaygın olarak kullanılan nöro geri bildirim uygulamalarının, günümüzde yapay zekâ destekli algoritmalarla daha kişiselleştirilmiş hale geldiğini aktaran Eroğlu, bu sayede bireylere istedikleri zaman ve mekânda eğitim imkânı sunulduğunu sözlerine ekledi.