Selimpaşa, bugünkü meskûn alanının uzağında ve Erken Tunç Çağı’nda görülebilen,
Selimpaşa Höyüğü civarında bulunmaktaydı. Megaralıların kolonizasyonu esnasında M.Ö.
675 yılında, oikistes Selys (Σηλύς) ve ekibinin kolonize ettiği Silivri yakınlarındaki
Selimpaşa’nın, bu dönemlerdeki ismi ve yerleşim durumu tam olarak bilinmemektedir.
Bugüne değin Türkçe olarak ifade edilmemiş bir tezle birlikte, Selimpaşa’nın M.Ö. 5. yy
devrindeki ismine dair bir tahminde bulunacağız. M.Ö. 450 civarında vefat eden Selymbrialı
proksenos Pythagoras’ın mezar taşında, merhumun vatanını “Hippobotes” diye tanıtıldığını
görüyoruz. Yazara göre at besleyen/yetiştiren anlamlarına sahip olan bu tanımlama,
Selimpaşa’nın en eski adı olabilir. Klasik Dönem’de, Kadıköy’ün Kapaklı Mevkisinde, Çanta
ve Kumburgaz yerleşimlerinde de, kolonizasyonla gelen nüfusun Trak kültürüyle
bezenmişliği görülmektedir.
Athanasios Komnenos Hypsilantis, Azize Paraskevi’nin bir lahitte veya rölikerde saklanan
naaşının Romanya’daki Yaş şehrinde bulunan Metropolitan Katedrali’ne verilmesini
anlatırken, Paraskevi’nin memleketinin Hippobaton (Ippovaton/Ἱπποβατῶν), yani
“Atlılar/Ata binenler” olduğunu söylemiştir. İmparatorun/hükümdarın binek hayvanlarını
barındırdığı bir tür ıstabl (ahır) ile bu köy meşhur olmuş olabilir. Bu tezimiz doğruysa,
Ἱπποβατῶν yani Atlılar, Selimpaşa’nın en eski yer adı olabilir.
Rum halkın anlatılarına göre, Epi (ἐπὶ) ve vaton (βατῶν) kavramları birleşerek “Çalının
üstünde veya fundalık” anlamlarına gelen Epivaton oluşmuştur. Buraya ilk gelen Megaralı
kimselerin, Selimpaşa kıyısındaki vejetasyon formasyonu hakkında da bilgi verdiği
görülüyor. Epivaton ve benzer halleri, (Silivri) Metropolitliğin Selimpaşa Kodikslerinde
görülmüştür. Cemal Kozanoğlu’nun kitabında “Grek Ansiklopedisi” diye belirttiği eserde de
bu bilgi geçer. Grek Ansiklopedisi diye tanıtılan eser, Efstratios Drakos’un 1892 yılında,
Silivri ve civarındaki Metropolitler üzerine yaptığı ve bastırdığı eserdir. Herkesin bildiği
Epivates ise “Yolcular” anlamına gelmekte olup, günümüz Yunanca’sında da görülen ve
anlamını kaybetmeyen bir kavram olarak önümüze çıkmaktadır. Söylenti odur ki, Sarantis
Arhigeni’nin kurduğu eğitim kurumunda o kadar çok kız öğrenci bulunmaktaymış ki,
Epivates de dişil formda söylenerek Epivatai/Epivate’ye dönmüş, öyle kayıtlara geçmiştir.
Via Egnatia Nova (Yeni Egnatia Yolu) üzerinde bulunan Selimpaşa, 15. yüzyılda Karaca
(Dayı) Bey’in kaleyi teslim almasıyla Osmanlı İmparatorluğu’na geçmiştir. Bu dönemden
sonra bu yer Bigados olarak anılmaya başlamıştır. Epivates’in çeşitli halleri, bir tür fonolojik
adaptasyon geçirmiştir. Bigados ismi 1551/1552 tarihli bağ arazi ölçümü defterlerinin birinde
geçmektedir. Türkler tarafından iskân edilmeye başladığı, yer adının yerelleştirilmesiyle
anlaşılmıştır. Epivaton/Epivatos’un Bigados’a dönüşümü, fonolojik adaptasyon örneğidir. Bu
isim kısmen de olsa Rumlar tarafından da kabul görmüştür, Fener Rum Patrikhanesi’nin
1641-1651 yıllarındaki toprak yetki haklarıyla ilgili düzenleme belgesinde Bigados ismine
rastlanılmaktadır. Plivates ismi, Miltiatis Sarantis’in Bizans’ın Çatalağzı/Deltası başlıklı,
Thrakika Dergisi yazısında, okullarla ilgili durumu belirten bölümde görülmektedir.
Plivates’in dişil formu Plivatai de Selimpaşalı Rumlarca dillendirilmekteydi. Türk halk
Bigados’un galat hali Boontos ve Pigotos’u söylemekteydi. Hatta bir lisans tezinde, yerlilerin
“Bilivatis” dediği de yazılmıştır. Silivri Metropolitliği Kodikslerinde, bu yer adının Süleyman
Paşa olarak değiştirildiği yazmaktadır. Benderli Mehmet Selim Paşa’dan önce bir tesmiye
denemesi değilse eğer, bu bilgi yanlıştır. 1920 yılından sonra Yunanistan Krallığı
hakimiyetine giren Bigados adı yerine katarevusa diyalektine uygun olarak Epivate/Epivatai
(Επιβάται) adı kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti hakimiyetindeki Selimpaşa’nın tekrar
Bigados yer adını aldığı görülüyor. 1928’den sonra, 1933’ten önceyse Bigados yer adı
Selimpaşa’ya çevrilmiştir. 1922 yılından sonra buradaki Rum halk, Neoi/Yeni Epivates’i
kurmuşlardır. Bu kişiler, buradaki Bahçe Çiftliği’nde yaşayan Türklerin terk ettiği arazi
üstüne yerleşmişlerdir.

A. Stamoulis tarafından 1928 yılında kayda geçen Selimpaşa’nın mikrotoponimleri
(silikyeradları) şunlardı:
1) Epivates kırsalındaki mevki adları:
Ayazma Bahçesi, Aziz Athanasios (ve Aziz Athanasios Mevkisi), Aziz Theodoros, Aziz
Yuhanna (Mevki), Akrotiri/Burun, Alagöz Pınarı, Genuzya, Kördere, Deve Tarlası, Doğan
Engürü/Ankara Tarlası, Eski Köprü, Kavlak(opos), Kalem Semti, Karye Caddesi, Kartal Tepe,
Kastel (Kale), Keramidaryio (Kiremitlik?), Kladi, Kuvalikya (Kovalık?), Manoli Kavağı,
Metropolit Yolu, Manastır Tarlası, Usko Bayırı, Eski Yol, Meryem Ana Tarlaları, Saya Pınarı,
Sazlık Mevkisi, Saman Yolu, Σκουργιάρη (Kızıl Toprak Mevkisi?), Toza (Tuzla?) Mevkisi,
İncirlik, Tarhana, Gümrük Yolu, Teke Yolu, Çakıl Taşı.
2)
Epivates
kasabası
içindeki
mevki
adları:
Angeli Sokak, Argyri/Gümüş Sokak, Kaptan Vasili Yolu, Kilise Sokağı, Yeni Epivates
Mahallesi, Papayanni Mahallesi, Sadık Sokak, Silivri Yolu, İstanbul Caddesi, Çeşme Yolu,
Hacı Nikola Sokağı.
Mikrotoponimler, orada yaşayanların hafızasına kazınmış, çoğu zaman resmi bir karşılığı
bulunmayan ve orada yaşamayanlarca anlaşılamayan, silikleşmeye başlayan yer adlarını
oluşturmaktadır. Silivri’ye yakın bölgelerde bildiğimiz bazı mikrotoponimler günümüze
ulaşmıştır. Bunlar Hacı/Hoca Hasan Mevki, Boyacı Bayırı, Paraporta Mahallesi gibi
sıralanabilir.
Toygar Kart kimdir?
2003 yılında Silivri’de doğdum. Çakır Ağa Zaviyesi arazisi üzerine kurulmuş olan Piri
Mehmed Paşa İlkokulu’nda okudum. Samanlı Bayırı yakınlarında, eski bir çiftliğin arazisi
üstüne inşa edilen ve bir zamanlar Silivri Lisesi olarak eğitim veren Silivri Ortaokulu’nda
öğrenim gördüm. TOKİ Cumhuriyet Anadolu Lisesi’nden 2021 yılında mezun oldum; aynı
yıl Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Lisans Programı’na kaydoldum. 2024
yılının son çeyreğinde başladığım Alipaşa ve Yapağca köyleri üzerine derlemelerim
esnasında, Silivri hakkında yazılmış Yunanca metinleri okumaya başladım. Bu merakım,
Silivri ve civarındaki yerleşimlerin yer adlarıyla ilgili derlemeyi oluşturmama ve Selimpaşa
bölümünü de bu köşe yazısında sunmama vesile oldu.








































