Bugünlerde ülke gündemi; fon mağdurları, futbolda gözaltına alınan hakemler, yüksek enflasyon, yoksulluk, yolsuzluk, bahis, çeşitli skandallar ve siyasi gelişmelerle çalkalanırken, her zamanki gündemimiz de değişmiyor!
Şimdi de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesiyle birlikte siyaset açısından dikkat çekici bir tablo daha ortaya çıktı.
İzmir’in eski Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Seferihisar Belediye Başkanı olduğu dönemde Seferihisar’ı Türkiye’nin ilk “Sakin Şehri” haline getiren ve pek çoğumuzun bisikletiyle işe gidip gelen belediye başkanı olarak hatırladığı bir isim.
Ama bu yazının konusu sadece Tunç Soyer değil.
Bugün yaşananlara bakarken biraz geriye gitmek gerekiyor.
Çünkü siyaset, bazen dün söylediklerini bugün unutturmayı çok seviyor.
Ama seçmen unutuyor mu?
Biraz da Silivri’den İzmir’e bakalım
Tunç Soyer’in Seferihisar Belediye Başkanlığı döneminde sosyal demokrat belediyecilik anlayışı üzerinden kurduğu ilişkilerden biri de Silivri’ye uzanıyordu.
Dönemin Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar ile Soyer, Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) çatısı altında birlikte çalışıyordu. Soyer SODEM’in başkanlığını yürütürken, Işıklar da yönetim içerisinde yer alan belediye başkanlarından biriydi.
Bu ilişkinin Silivri açısından daha somut bir sonucu ise 2019 yılında ortaya çıktı.
Silivri’den Murat Onkardeşler, Özcan Işıklar’ın desteğiyle İzmir’e gitti ve Tunç Soyer’in takdiriyle BAYSAN A.Ş.’nin Genel Müdürlüğü görevine getirildi.
Onkardeşler bunu kendi ifadeleriyle şöyle anlatıyor:
“2019 yılında ağabeyim, sevgili Başkanım Özcan Işıklar’ın yoldaşlığıyla geldiğimiz İzmir’de; Başkanım Sayın Tunç Soyer’in takdirleriyle Genel Müdürlük atama yazımı elime almıştım.”
Sonrası daha da ilginç.
Onkardeşler, göreve başladığında şirket merkezinin, masasının, sandalyesinin, personelinin olmadığını; ellerinde sadece bir klasör bulunduğunu anlatıyor.
Ve o yapı zaman içerisinde büyüyor.
BAYSAN, daha sonra İZTARIM’a dönüşüyor. İki fabrika, bir lojistik merkezi, mağazalar, markalar ve yüzlerce çalışanla büyük bir tarım yapılanmasına dönüşüyor.
Üstelik Bayındır Süt İşleme Fabrikası, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yüzde 100 kamu yatırımı olarak hayata geçiriliyor.
Yani bir tarafta Silivri’den İzmir’e uzanan bir insan hikâyesi…
Diğer tarafta “Başka Bir Tarım Mümkün” diyerek şekillenen bir belediyecilik anlayışı…
Sonra ne oldu?
Takvim 2024’e geldi.
CHP, İzmir’de Tunç Soyer ile devam etmedi.
Cemil Tugay aday gösterildi.
Ve seçim kazanıldı.
Ancak seçim sonrasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Tunç Soyer hakkında yaptığı açıklama siyasetin hafızasına başka bir not düştü.
Özel, “En büyük hayal kırıklığım Tunç Soyer’dir” dedi.
Soyer’i, İzmir’de seçim sürecinde yeterince çalışmamakla ve “İzmir’i değil, kendisini düşünmekle” eleştirdi. Özel ayrıca Cemil Tugay’ın kamuoyu yoklamalarında en yüksek oyu alan isimlerden biri olduğunu söyledi.
Cemil Tugay’a da bu sözler soruldu.
Tugay’ın cevabı kısa ve netti:
“Genel Başkanım Özgür Özel söyleyeceğini söyledi. Benim söyleyecek bir şeyim yok.”
Yani dünün siyasi fotoğrafında;
Bir tarafta Tunç Soyer vardı.
Diğer tarafta Cemil Tugay.
Ve Cemil Tugay’ın arkasında da CHP Genel Başkanı Özgür Özel vardı.
Bugün İse Fotoğraf Değişti
Bugün Cemil Tugay "AKP'ye geçersem beni boşar" dediği eşi de eşlik ederek artık Ak Parti saflarında.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilen Tugay, CHP’den ayrılmasının ardından AK Parti’ye katıldı. Böylece AK Parti, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde ilk kez belediye başkanlığı düzeyinde bu sembolik kazanımı elde etmiş oldu.
Peki dün Tunç Soyer için “en büyük hayal kırıklığım” diyen siyasi anlayışın tercih ettiği Cemil Tugay bugün nerede?
AK Parti’de.
İşte tam burada insanın aklına ister istemez bazı sorular geliyor.
Dün ne söylendi?
Bugün ne söyleniyor?
Dün kim kimin yanındaydı?
Bugün kim hangi siyasi safta?
Ve en önemlisi…
Seçmen bütün bunları unutuyor mu?
Bir de bugünün Tunç Soyer’ine bakalım
İşin belki de en çarpıcı tarafı burada.
Bugün cezaevinde bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesinin ardından İzmir’e bir mesaj gönderdi.
Soyer’in sözleri dikkat çekiciydi:
“İzmir’in hikayesi böyle bitmez, dayan güzel İzmir!”
Soyer, hiçbir gerekçe ve bahanenin İzmirlinin iradesini yok saymanın sebebi olamayacağını savundu. “Yetki, kaynak, daha çok hizmet iddiaları da asla meşruiyet getirmez” dedi.
Ve ardından şu ifadeyi kullandı:
“Her şey geçiyor ama geriye haysiyetli olup olmadığınız miras kalıyor.”
Soyer, açıklamasını “İzmir Duruşu” vurgusuyla tamamladı.
Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda, bu sözlerin siyasi açıdan ayrıca tartışılmayı hak ettiğini düşünüyorum.
Çünkü birkaç yıl önce aynı siyasi yapı içerisinde;
Tunç Soyer vardı.
Cemil Tugay vardı.
Özgür Özel vardı.
Bugün ise tablo tamamen değişmiş durumda.
Siyasette Hafıza Bu Kadar Kolay Mı Silinir?
Benim asıl merak ettiğim tam da bu.
Siyaset değişebilir.
Partiler değişebilir.
İttifaklar değişebilir.
İnsanların siyasi tercihleri değişebilir.
Bunların hepsi siyasetin doğasında var.
Ama dün söylenen sözler ne olacak?
Örneğin bir dönem “en büyük hayal kırıklığım” denilen insan, yıllar sonra aynı siyasi çevrenin farklı dengelerinde yeniden başka bir konuma gelebiliyor.
Bir dönem tercih edilen, arkasında durulan, seçimi kazanması için desteklenen isim ise bugün bambaşka bir siyasi partinin saflarında yer alabiliyor.
İşte burada siyasetin en önemli aktörü devreye giriyor:
Seçmen.
Çünkü sandık geldiğinde bütün bu hesapları yapan, dünle bugünü karşılaştıran, kimin ne söylediğini hatırlayan yine seçmen olacak.
Selçuk Tepeli’nin bir dönem söylediği gibi:
“Patron sizsiniz.”
Evet.
Patron seçmendir.
Siyasetçiler makam değiştirir.
Partiler değişir.
İsimler değişir.
Dün birbirini eleştirenler bugün yan yana gelebilir.
Dün birbirinin arkasında duranlar bugün farklı saflarda bulunabilir.
Ama seçmenin hafızası sandıkta yeniden ortaya çıkar.
Siz geçmişi unutmuş olabilirsiniz.
Peki biz neden unutalım?
Yorumlar 0